Bize hiç vahşi olma şansı verilmiyor, ondan böyleyiz.. Sistemin içine doğuyor, daha bokunu tutamayan bebelerken yaşıtlarımızla kıyaslanmaya başlıyor ve ardı arkası kesilmeyen yarışlarla kah parça parça kah oluk oluk eriyoruz. Biçimlendiriliyoruz. Sonunda kenarı köşesi tam da ordaki boşluğa denk gelecek şekilde mükemmel satırlar oluyor ve bununla gurur duyuyoruz.
Sonra bizden ürememiz talep ediliyor ve bize yapılan kötülüğün aynısını çocuklarımıza ediyor, mini mini satırlar ekliyoruz soyağıcımıza. Medeni..
Satırlar, uzaktan bakınca satır gibi gözüken satırlar.. Yakınlaşınca satır gibi gözüksün diye karalanmış, bir boyda uzatılmış anlamsızlıklar, bir araya rastgele getirilmiş harfler.. Yeteri kadar yaklaşabilirseniz bakınca her birinin içindeki vahşeti görebileceğiniz satırlar.. Kimi kitaplardan öğrenmiş yaşamayı, kimi arkadaşlarına uymuş.. Her biri farklı olduğunu sanıyor, her biri en kaotik.. Önlerinden geçip giden düz bir çizgiyim ben.. Vahşetimi yaşıyorum sakince..
Görmüyor kimse beni, ya da girintisi çıkıntısı çok yok.
Bir kahve için mola vermişim belki, ya da ölmek üzereyim.
Bir ipin ucundan çekiyorum tüm gücümle belki, ya da manzaranın tadını çıkarıyorum.
Ayaklarım çıplak belki, ya da ön cephede savaşıyorum..
Kimbilir.. Düz bir çizgiysen eğer, üstüne bir şeyler karalanabilir ve herkes kahve içtiğini sanabilir..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder