İçi dışardan çıplak gözle görülmeyen pek de büyük olmayan bir kapmış bizimki. Sokakta, yol kenarında, gittiği her yerde, koyulduğu her masanın üstünde sessizce duruyormuş. Kimseye ne zararı varmış ne yararı olsun istermiş. Bazen birileri gelip üstüne birşeyler karalarmış, içine bir şeyler eklermiş. Küçük kap hiç ses etmezmiş buna. Hatta hoşuna bile gidermiş bazen.
İçi ancak çok dolduğunda oflar puflar, biraz sağa biraz sola oynar, dökermiş biraz yere. Hiçbir zaman tepetaklak olmamış, hep içinde bir şeyler varmış. Sadakatle bağlıymış görevine, içinde bir kere koyulursa bir şey, asla tamamen çıkartmazmış onu içinden. Sanırmış ki her eklenen, eklendiği şeyin doğasından değil de küçük kap küçük kap olduğu için eklenmiş. Başka kaplar da varmış elbette, ama bizim küçük kap böyle düşünmeyi severmiş. Beni ben olduğum için bu masaya koydular dermiş. İhanet etmezmiş ona güvenip içine bir şeyler koyan, üstüne bir şeyler karalayanlara.
Günlerden bir gün birisi küçük kabın sabırla taşıdığı büyük bir parçayı içinden çekip alıvermiş. Hem de küçük kabı tek eliyle bile tutmadan, kenarlarına değmemeye özellikle çalışarak! Küçük kap tatlı bir öğlen uykusundaymış o sıra.. Gözleri yuvalarından fırlamış önce. Kalbi küt küt atmış, yüzüne sıcak basmış. Sonra tutamamış kendini, sendelemiş. Sendelemesiyle birlikte en tepedeki şeylerden birkaçı masanın üstüne saçılmış.. Küçük kap öyle hiddetliymiş ki, düşenler için üzülememiş bile. Biraz sakinleşip kendine geldiğinde kendini suçlamış; belki de çok küçüktü o büyük şeyi taşımak için, belki de çok büyüktü küçücük bir şeyi saklamadan korumak için.. Bu kısa sürmüş ama.. Kendini suçlamayı hemencecik bırakmış.
Gel zaman git zaman her şey normale dönmüş. Küçük kabın içinde bir boşluk kalmış. Hiç dolmayacağını bildiği. Ama mutsuz olmamış, böyle boşça olmanın da iyi yanlarını görmeye başlamış. Sonra kendini kandırdığını anlamış anlamasına. Ama büyümüş bir gece. Sabah uyandığında ağaçlar daha küçük, masa daha yakınmış. küçük kap, ''tamam o zaman''..demiş.. küçüldüğümü hissederek büyüyorsam, büyüdüğümü düşünerek alışabilirim bu yeni boşluğa.
İçi dışarıdan çıplak gözle görülmeyen küçük bir kapmış bizimki. Tek fark İçi dışından daha büyükmüş artık. Daha geç oflayıp pufluyormuş parmak uçlarında..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder