19 Şubat 2015 Perşembe
Düzenbaz
Diş ağrısı mı aşk acısı mı diye sorulduğunda aşk acısı diyebilecek kadar tatlıdır benim canım.
Tables and Things on Tables
İçi dışardan çıplak gözle görülmeyen pek de büyük olmayan bir kapmış bizimki. Sokakta, yol kenarında, gittiği her yerde, koyulduğu her masanın üstünde sessizce duruyormuş. Kimseye ne zararı varmış ne yararı olsun istermiş. Bazen birileri gelip üstüne birşeyler karalarmış, içine bir şeyler eklermiş. Küçük kap hiç ses etmezmiş buna. Hatta hoşuna bile gidermiş bazen.
İçi ancak çok dolduğunda oflar puflar, biraz sağa biraz sola oynar, dökermiş biraz yere. Hiçbir zaman tepetaklak olmamış, hep içinde bir şeyler varmış. Sadakatle bağlıymış görevine, içinde bir kere koyulursa bir şey, asla tamamen çıkartmazmış onu içinden. Sanırmış ki her eklenen, eklendiği şeyin doğasından değil de küçük kap küçük kap olduğu için eklenmiş. Başka kaplar da varmış elbette, ama bizim küçük kap böyle düşünmeyi severmiş. Beni ben olduğum için bu masaya koydular dermiş. İhanet etmezmiş ona güvenip içine bir şeyler koyan, üstüne bir şeyler karalayanlara.
Günlerden bir gün birisi küçük kabın sabırla taşıdığı büyük bir parçayı içinden çekip alıvermiş. Hem de küçük kabı tek eliyle bile tutmadan, kenarlarına değmemeye özellikle çalışarak! Küçük kap tatlı bir öğlen uykusundaymış o sıra.. Gözleri yuvalarından fırlamış önce. Kalbi küt küt atmış, yüzüne sıcak basmış. Sonra tutamamış kendini, sendelemiş. Sendelemesiyle birlikte en tepedeki şeylerden birkaçı masanın üstüne saçılmış.. Küçük kap öyle hiddetliymiş ki, düşenler için üzülememiş bile. Biraz sakinleşip kendine geldiğinde kendini suçlamış; belki de çok küçüktü o büyük şeyi taşımak için, belki de çok büyüktü küçücük bir şeyi saklamadan korumak için.. Bu kısa sürmüş ama.. Kendini suçlamayı hemencecik bırakmış.
Gel zaman git zaman her şey normale dönmüş. Küçük kabın içinde bir boşluk kalmış. Hiç dolmayacağını bildiği. Ama mutsuz olmamış, böyle boşça olmanın da iyi yanlarını görmeye başlamış. Sonra kendini kandırdığını anlamış anlamasına. Ama büyümüş bir gece. Sabah uyandığında ağaçlar daha küçük, masa daha yakınmış. küçük kap, ''tamam o zaman''..demiş.. küçüldüğümü hissederek büyüyorsam, büyüdüğümü düşünerek alışabilirim bu yeni boşluğa.
İçi dışarıdan çıplak gözle görülmeyen küçük bir kapmış bizimki. Tek fark İçi dışından daha büyükmüş artık. Daha geç oflayıp pufluyormuş parmak uçlarında..
İçi ancak çok dolduğunda oflar puflar, biraz sağa biraz sola oynar, dökermiş biraz yere. Hiçbir zaman tepetaklak olmamış, hep içinde bir şeyler varmış. Sadakatle bağlıymış görevine, içinde bir kere koyulursa bir şey, asla tamamen çıkartmazmış onu içinden. Sanırmış ki her eklenen, eklendiği şeyin doğasından değil de küçük kap küçük kap olduğu için eklenmiş. Başka kaplar da varmış elbette, ama bizim küçük kap böyle düşünmeyi severmiş. Beni ben olduğum için bu masaya koydular dermiş. İhanet etmezmiş ona güvenip içine bir şeyler koyan, üstüne bir şeyler karalayanlara.
Günlerden bir gün birisi küçük kabın sabırla taşıdığı büyük bir parçayı içinden çekip alıvermiş. Hem de küçük kabı tek eliyle bile tutmadan, kenarlarına değmemeye özellikle çalışarak! Küçük kap tatlı bir öğlen uykusundaymış o sıra.. Gözleri yuvalarından fırlamış önce. Kalbi küt küt atmış, yüzüne sıcak basmış. Sonra tutamamış kendini, sendelemiş. Sendelemesiyle birlikte en tepedeki şeylerden birkaçı masanın üstüne saçılmış.. Küçük kap öyle hiddetliymiş ki, düşenler için üzülememiş bile. Biraz sakinleşip kendine geldiğinde kendini suçlamış; belki de çok küçüktü o büyük şeyi taşımak için, belki de çok büyüktü küçücük bir şeyi saklamadan korumak için.. Bu kısa sürmüş ama.. Kendini suçlamayı hemencecik bırakmış.
Gel zaman git zaman her şey normale dönmüş. Küçük kabın içinde bir boşluk kalmış. Hiç dolmayacağını bildiği. Ama mutsuz olmamış, böyle boşça olmanın da iyi yanlarını görmeye başlamış. Sonra kendini kandırdığını anlamış anlamasına. Ama büyümüş bir gece. Sabah uyandığında ağaçlar daha küçük, masa daha yakınmış. küçük kap, ''tamam o zaman''..demiş.. küçüldüğümü hissederek büyüyorsam, büyüdüğümü düşünerek alışabilirim bu yeni boşluğa.
İçi dışarıdan çıplak gözle görülmeyen küçük bir kapmış bizimki. Tek fark İçi dışından daha büyükmüş artık. Daha geç oflayıp pufluyormuş parmak uçlarında..
16 Şubat 2015 Pazartesi
En Doğru Kararları Verme Bilgisayarı
Yüzyılın icadı..!!
Karar vermek zorunda mısınız? Birisi size fikrinizi mi sordu..? Kaç zamandır kafanızı kurcalayan iki seçenek arsında gidip geldiğinizi mi hissediyorsunuz..?
Arkanıza yaslanın ve derin bir nefes alın. Artık sizin yerinize, kepekli ekmek mi beyaz ekmek mi 'den tutun, komadaki karınızın fişini çekmeye kadar en ufağından en büyüğüne bütün kararlarınızı enn isabetli şekilde verebilecek bilgisayar bir telefon kadar yakınınızda!
Shithappens firmasının geliştirdiği, Türkçe de dahil olmak üzere 16 farklı dil desteği, radyoçaları, 4 farklı ambiyans ışığı, ayarlanabilir sırt desteği, anti-sessiz kalma alarmı, yetişkin içeriği, daha önce verilmiş kararlarınızı saklayabileceğiniz 2gb hafızası, gözyaşı sayarı, 5 farklı hızda alkış ve teselli ayarı ve integre büyüteçli aynası ile tam donanımlı, en doğru kararları verme bilgisayarı hizmetinizde!!
Hemen telefonlarınıza sarılın ve -0 000 000 00 000'ı arayın. 9fransız frangı çarpı 9.99 aylık taksitlerle bu müthiş bilgisayara siz de sahip olun.
Tüm hakları saklıdır. Yanlış verilen kararlardan ve kullanım hatalarından şirketimiz sorumlu değildir. Ürünün geri iadesi yoktur.
Karar vermek zorunda mısınız? Birisi size fikrinizi mi sordu..? Kaç zamandır kafanızı kurcalayan iki seçenek arsında gidip geldiğinizi mi hissediyorsunuz..?
Arkanıza yaslanın ve derin bir nefes alın. Artık sizin yerinize, kepekli ekmek mi beyaz ekmek mi 'den tutun, komadaki karınızın fişini çekmeye kadar en ufağından en büyüğüne bütün kararlarınızı enn isabetli şekilde verebilecek bilgisayar bir telefon kadar yakınınızda!
Shithappens firmasının geliştirdiği, Türkçe de dahil olmak üzere 16 farklı dil desteği, radyoçaları, 4 farklı ambiyans ışığı, ayarlanabilir sırt desteği, anti-sessiz kalma alarmı, yetişkin içeriği, daha önce verilmiş kararlarınızı saklayabileceğiniz 2gb hafızası, gözyaşı sayarı, 5 farklı hızda alkış ve teselli ayarı ve integre büyüteçli aynası ile tam donanımlı, en doğru kararları verme bilgisayarı hizmetinizde!!
Hemen telefonlarınıza sarılın ve -0 000 000 00 000'ı arayın. 9fransız frangı çarpı 9.99 aylık taksitlerle bu müthiş bilgisayara siz de sahip olun.
Tüm hakları saklıdır. Yanlış verilen kararlardan ve kullanım hatalarından şirketimiz sorumlu değildir. Ürünün geri iadesi yoktur.
Her Şeye Aynı Uzaklıkta Olmak..
İstediğim;
Keşke bütün gün yazsam, hiçbir şey yapmasam.. karnım acıkmasa ve susamasam.. Hatta keşke gözlerimi kapatsam ve düşündüklerim yazılmış olsa..!!
Varolan;
Kalp üstünde bir ağırlık, ama katılımıma ihtiyaç duyan bir hayat.
Hareket;
Bilememek, karar verememek, çok düşünmek ve farketmek, sonra anlamlandırmaktan korkup derhal düşünmeyi bırakmak.
Sorun;
Her şeye aynı uzaklıkta olmak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)